| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

 

 

 

Siteme Hoşgeldiniz

Kitap Kurdu

http://pacavra25.bloggum.com/

Yazılar arşiv 06.2008 Other entries in 2008-06 resimler, videolar

İSTİKLAL MARŞI

İstiklâl Marşı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Milli marşıdır. Marşın sözlerini Mehmet Akif ERSOY yazmış, bestesini Zeki ÜNGÖR yapmıştır.

Türk Kurtuluş Savaşı'nın en çetin döneminde, bir millî marşa duyulan gereksinmeyi göz önüne alan Milli Eğitim Bakanlığı, 1921yılında bunun için bir şiir yarışması düzenledi. Yarışmaya 724 şiir gönderildi. Kazanacak şiire para ödülü konduğu için başlangıçta Mehmet Akif katılmak istemedi. Ama millî eğitim bakanı Hamdullah Suphi'nin (TANRIÖVER) ısrarı üzerine, ödülsüz olmak şartıyla o da şiirini gönderdi.

Yapılan seçim sonunda, Mehmet Akif'in 20 Şubat 1921'de yazdığı "Kahraman Ordumuza" sungusunu taşıyan şiiri 12 Mart 1921 günü büyük çoğunlukla TBMM'nce İstiklâl Marşı kabul edildi. Aynı yıl bir de beste yarışması açıldı, ama kesin bir sonuç alınamadı. Bunun üzerine Millî Eğitim Bakanlığı'nca Ali Rıfat ÇAĞATAY’ın (1867–1935) bestesi uygun görülerek okullara duyuruldu. 1924'ten 1930'a kadar marş bu beste ile çalındı. O yıl bunun yerini, Cumhurbaşkanlığı Orkestrası şefi Zeki ÜNGÖR'ün 1922'de hazırladığı bugünkü beste aldı.

Mehmet Akif Ersoy, İstiklâl Marşı'nda, Kurtuluş Savaşı'nın kazanılacağına olan inancını, Türk askerinin yürekliliğine ve özverisine güvenini, Türk ulusunun bağımsızlığa, hakka, yurduna ve dinine bağlılığını dile getirir. Şiirin bütünü, dörtlükler halinde yazılmış kırk bir dizedir. Sonuncu bölük beş dize.
 

İstiklal Marşı

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl...
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,
Her cerihamdan, ilâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerret gibi yerden naşım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl

 
 
 

 

MEHMET AKİF ERSOY

Ailesi

Babası Mehmet Tâhir Efendi (d:1826 ö:1888) ve annesi Emine Şerife Hanım'dır (d:1836 öl:1926). Nuriye isminde bir de kız kardeşi olmuştur.

1898'de İsmet Hanım'la evlenen Mehmet Akif’in Cemile, Feride ve Suad isimli üç kızı ile Emin ve Tahir isimli iki oğlu olmuştur.

Hayatı

Mehmet Akif 20 Aralık 1873'de İstanbul'un Fatih ilçesinde Sarıgüzel Mahallesi'nde, ailesine ait bir evde dünyaya geldi. Bir medrese hocası olan babası ona doğum tarihini ebced yöntemiyle hesaplayarak ulaştığı Ragıf adını verdi.

Sırasıyla; mahalle mektebi (yuva), ibtidai (ilkokul), rüşdiye (orta okul) ve mülkiye idadisi (lise), Baytar Mektebi'ne (Veterinerlik Fakültesi) devam etti. 1893’te Baytar Mektebi’nin ilk mezunu ve birincisi olarak diploma aldı

Siyasi Hayatı

TBMM 1.Dönemi'nde Burdur milletvekili olarak yer aldı.

Kitaplar

Şairin Safahat adı altında toplanan şiirleri şu 7 kitaptan oluşmuştur:

1.Kitap: Safahat (1911)

2.Kitap: Süleymaniye Kürsüsünde (1912)

3. Kitap: Hakkın Sesleri (1913)

4. Kitap: Fatih Kürsüsünde (1914)

5. Kitap: Hatıralar (1917)

6. Kitap: Asım (1924)

7. Kitap: Gölgeler (1933).

Eleştiri

Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı Hicabi Kırlangıç:

Mehmet Akif Ersoy fikir dünyası tarafından yeterince irdelenmedi. İstiklal Marşı'nı yazmış olmasından dolayı diğer eserleri ihmal edildi. Klasik ve yeni şiir arasında bir köprü oldu.
 

Türkiye Yazarlar Birliği Onursal Başkanı Mehmet Doğan:

Bu önemli şairimizin anılması için üniversiteler seferber olması gerekirken, ne yazık ki hiçbir faaliyet yapılmadı.
 

Edebiyat araştırmacısı, İstiklal Marşımız ve Mehmet Akif Ersoy adlı kitabın yazarı İsa Kocakaplan:

Akif, bizim en realist sanatçımız olarak değerlendirilebilir. En önem verdiği şey 'sözün dosdoğru' olmasıdır. Akif, bir iman ve İslam şairidir. Ülkü adamıdır. Ülküsü bütün Müslümanlar'ın başı dik yaşayabilmesi, ilimde, teknikte Avrupa'yı geçmesidir. Bu sebeple, bütün şiirlerinde Müslümanlar'ı uyarmaya çalışmış, onları silkelemiştir. İdeallerine bağlılığı ve bunun için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayışı Akif'i yalnız bırakmıştır. Ancak dostu ve düşmanı olan herkes onun doğruluğuna, ülkü adamlığına ve dünyaya önem vermeyişine daima takdirle bakmıştır. Mert, sözünün eri, paraya önem vermeyen, imanlı bir kahramandır. Bu yönleriyle gençliğe örnek olacak kişilerin en başında gelir.
 

Türk Edebiyatı adlı eseriyle tanınan ve şairin tüm yönleri ile ele alındığı Mehmet Akif isimli bir eser de kaleme alan edebiyat tarihçisi Ahmet Kabaklı, Ersoy'u Natüralist olarak tanımlıyor:

Şiirin milli, dini bir imanla yazılması halkı uyarması gerektiğini kabul etmektedir. Şiirlerinde kendi arzuları, aşkları, kinleri hiç görülmez. Bütün tasası toplumdur. Ahlaksız edebiyata düşmandır. Samimiyetsizliğe, sahteliğe ve en çok taklitçiliğe sinirlenir. Edebiyatın, o günlere kadar İstanbul çevresinde kalmasını şiddetle kınar ve memleket şiirleri yazar. Akif'e göre sanat hayat içindir. Çünkü Müslümanlık hayat dinidir. Ferdi günah ve sevap telakkisini aşarak, toplumcu bir Müslüman anlayışını şiirlerine yansıtmıştır. Şiirlerinde hiçbir kapalılık bırakmayıp açık açık yazmıştır. Serveti Fünuncular'a karşıt olarak Batı edebiyatına hiçbir şey borçlu değildir. Şiirlerinde yerlilik hemen göze çarpar. Kararlı, azimli ve şuurlu olarak yerlidir.
 
Akif'in vezinli kafiyeli 536 sayfa tutan 'Safahat'ı var. Bu kitap, kendinden önce yazılanlara hiç benzemez. Ondan sonra bu cinsten kimse yazmamıştır yahut yazamamıştır. Bu bir gerçektir. Benim belli başlı tetkik konum da bu eserdir. Eğer Akif, vezinli kafiyeli değil de sadece iyi nesirle kitabındaki fikirleri yazsaydı gene büyük bir şeydi. Bugün Ortadoğu'da bazı devletler Akif'in istediğini yapma sevdasındalar. Acaba şairin doğrudan doğruya veya vasıtalı olarak bu fikirler üzerinde bir tesiri olmadı mı dersiniz? Mısır'da gelişen fikirlerin Meşrutiyet devrinde Osmanlı üzerinde etkisi olduğu gibi İstanbul'daki fikir cereyanlarının da Kahire'de ve Arap aleminde iz bıraktığını tahmin ettirecek deliller eksik değildir.
 

Şair, siyasetçi Mehmet Emin Erişirgil, 1956 yılında yazdığı İslamcı Bir Şairin Romanı: Mehmet Akif adlı kitabında, Mehmet Akif Ersoy'un kurtuluş mücadelesinin başladığı günlerde bir gün mecmua idaresine gelerek Eşref Edip'e Hazırlan gidiyoruz. Top ve tüfeğin patladığı yere. Artık burada duramıyorum dediğini, ertesi gün Balıkesir'e giderek Zağanos Paşa Camisi'nde kürsüye çıkarak Alınlar Terlemeli başlıklı manzumeyi okuduğunu anlatıyor:

Cihan alt üst olurken seyre baktın öyle durdun da/ Bugün serserisin kendi yurdunda/ Hayat elbette hakkın... Lakin ettirir haykırıp ihkak/ Sağırdır kubbeler bir ses duyar davayı istihkak / Desen bin kere insanım o kanmaz, hem niçin kansın/ Ya sen hürriyetin, hakkın masun oldukça insansın/ Bu hürriyet bu hak bizden bugün ahengi sa'y ister/ Değil üç dört alından hep alınlardan boşansın ter.
 

Şair ve yazar Yavuz Bülent Bakiler :

Mehmet Akif Ersoy'u anmak için çeşitli illerde düzenlenen toplantılara konuşmacı olarak katıldım.Bu toplantılarda anlattıklarımızı dinleyenler, 'Biz bugüne kadar Mehmet Akif'i, fesini çıkarmamak için Mısır'a kaçan şair olarak tanıyorduk. Sizin anlattığınız Akif bambaşka diyorlar. Bu safsataların temelinde okumamamız ve büyük değerlerimize karşı kapalı kalmamız geliyor. Elbette Mehmet Akif, doğu ve batı dünyasını iyi kavrayan bir kişi olarak fesin batıdan geldiğini ve İslam'la hiçbir bağlantısı bulunmadığını çok iyi biliyordu.
 

Erciyes Üniversitesi (EÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayhan Öztürk:

İslam ahlak anlayışını soranlara onun hayatı anlatılabilir. O mükemmel bir dinin, mükemmel bir temsilcisidir. Akif, milli kültür değerlerine sahip, mükemmel bir aydındır. Tam bir seciye ve kanaat sahibidir.
 

Kronolijisi

  • 1873 ( 20 Aralık) doğdu.
  • 1878 Mahalle Mektebine başladı.
  • 1879 İlkokula başladı.
  • 1889 (13 Mayıs) Evleri yandı.
  • 1893 (22 Aralık) Veterinerlik Fakültesi'nden mezun oldu.
  • 1893 (28 Aralık) "Hazine-i Fünûn "Mecmuası'nda bir "gazel"i yayınladı.
  • 1894 Ramazan ayında ilk mukabelesini okudu.
  • 1895 14 Mart tarihli Mektep Mecmuası'nda "Kur'an'a Hitap" başlıklı şiiri yayınlandı.
  • 1896 Annesini yanına aldı.
  • 1896 (Mayıs)ta Adana'ya ve Şam'a gitti.
  • 1898 10 Şubat'tan itibaren şiirleri yayınlanmaya başladı.
  • 1898 (1 Eylül) Evlendi.
  • 1901-1902 Sakal bıraktı.
  • 1906 (17 Ekim) Halkalı Ziraat Mektebi'ne "Kitâbet-i Resmiye Muallimi" olarak tayin oldu.
  • 1907 (25 Ağustos) "Çiftlik Makinist Mektebi'ne "Türkçe Muallimi" olarak tayin edildi.
  • 1908 (23 Temmuz) "Umûr-i Baytariye Dairesi Müdür Muavini" olarak görev yaptı.
  • 1908 Bu yıl içinde daha önce yazdığı fakat yayınlanmayan şiirlerinden biri yayınlandı.
  • 1908 (10 Eylül - 31Aralık) Ferit Vecdî'nin "Müslüman Kadını" adlı eserinin tercümesi yayınlandı.
  • 1908 (24 Kasım) Darulfünûn Edebiyat Şubesi I. Sene, "Edebiyat-ı Osmaniye" Muallimliğine tayin oldu.
  • 1908 (18 Kasım) İlk makalesi yayınlandı. (Darulfünûn Talebesine Mühim Bir Tebşir)
  • 1909 (13 Nisan) Sırat-ı Müstakîm 25 gün çıkamadı.
  • 1910 Edebî ve İçtimaî konularda 25'ten fazla makale yazdı.
  • 1910 (28 Şubat) "Baytar Mekteb-i Âlisi Me'zûnini Cemiyeti" adını taşıyan Baytar Yüksekokulu Mezunları Cemiyeti'ne başkan seçildi.
  • 1910 Bu yıl sonlarında annesini hacca gönderdi.
  • 1913 Bir başkasına yapılan haksızlığa dayanamayarak işden ayrıldı.
  • 1913 Beş makale yazdı ve tamamı 1692 mısra tutan "Fatih Kürsüsünde" manzûmesinin neşrine başladı.
  • 1913 (11 Mayıs) 20 yıllık vazifesinden istifa ederek ayrıldı.
  • 1913 Haziran ayı başında, "Safahat"ın üçüncü kitabı olan "Hakk'ın Sesleri" adlı eseri yayınlandı.
  • 1914 "Fatih Kürsüsünde" adlı manzûmesini tamamladı.
  • 1914 Ocak ayında 2 aylık Mısır seyahatine çıktı.
  • 1914 Mart ayında Mısır seyahatinden döndü.
  • 1914 Ağustos ayı başlarında Safahat'ın dördüncü kitabı "Fatih Kürsüsünde" yayınlandı.
  • 1914 "Fatih Kürsüsünde" adlı kitabın ikinci baskısı yapıldı.
  • 1914 Eylül ayında ikinci kitabı "Süleymaniye Kürsüsünde" nin ikinci baskısı yapıldı.
  • 1914 Devlet tarafından görevlendirilen bir heyet ile Almanya'ya gönderildi.
  • 1915 Almanya'dan İstanbul'a geri döndü.
  • 1915 (8 Nisan) "Berlin Hatıraları" yayınlanmaya başladı.
  • 1915 Mayıs ayı ortalarında vazifeli olarak Arabistan' ın Necîd bölgesine gitti.
  • 1918 (4 Temmuz) "Necîd Çöllerinden Medine'ye" adlı şiiri yayınlandı.
  • 1915 Ekim ayı başında Arabistan'dan geri döndü.
  • 1917 "Safahat"ın beşinci kitabı "Hatıralar"ın ikinci baskısı yapıldı.
  • 1918 Nisan ayı başında "Hatıralar" yayınlandı.
  • 1923 Mayısta İstanbul'a dönüp Beylerbeyi'ne taşındı. Buradan da Mısır'a gitti.
  • 1920 (23 Ocak) Başkâtiplik üzerinde kalmak üzere "Azâ"lığa getirildi.
  • 1920 (20 Haziran Cuma) Hacı Bayram Camii'nde vaaz vermiştir.
  • 1918 Bu yıl içinde Safahat külliyatının çıkmış kitaplarından bazıları yeniden yayınlandı.
  • 1919 (18 Eylül) En önemli eseri olan "Asım"ın neşrine başladı.
  • 1920 (5 Haziran) Burdur'dan Mebus seçildi.
  • 1920 (7 Kasım 1920) İstiklâl Marşı için müsabaka açıldı.
  • 1921 "Süleyman Nazif'e ve "Bülbül" isimli şiirleri yayınlandı.
  • 1922 (8 Nisan) "Leyla" isimli yeni şiiri yayınlandı.
  • 1922 Eylül başlarında TBMM kararıyla İslâmî Araştırmalar ve Te'lifler Akademesi'ne üye seçildi.
  • 1923 Mayıs başında ailesiyle birlikte İstanbul'a döndü.
  • 1923 Ekim'de Abbas Halim Paşa'nın davetlisi olarak Mısır'a gitti.
  • 1924-1925 Paşa ile birlikte İstanbul'a döndü.
  • 1924 (25 Aralık) "Firavun ile Yüzyüze" adlı şiiri yayınlandı.
  • 1925 Ocak ayında Hilvan'dan yazdığı şiirlerden "Gece" ve "Vahdet" adlı şiirleri yayınlandı.
  • 1926 Ocak ayında "Secde"yi yazdı.
  • 1926 Annesi Emine Şerif Hanım vefat etti.
  • 1928 "Bir Gece" adlı şiiri basıldı.
  • 1929 "Bir Ariza" adlı şiiri basıldı.
  • 1930 "Ne Eser Ne de Semer" adlı şiiri basıldı.
  • 1930 "Derviş Ahmed" adlı şiiri basıldı.
  • 1931 "Saîd Paşa İmamı" adlı şiiri basıldı.
  • 1931 "San'atkâr" adlı şiiri basıldı.
  • 1933 "Gölgeler" adlı kitabı yayınlandı.
  • 1936 Hastalandı.
  • 1936 (27 Aralık) Pazar günü akşam 19.45'te vefat etti.
  • 1960 Akif'in mezarı Edirnekapı Şehitliği'ne naklolundu.